İçeriğe geç
14 Eylül 2026 Pazartesi

Kovid-19 Aşısının Ardından Kan Pıhtılaşması Gerçeği Ortaya Çıktı

Kovid-19 aşısıyla bağlantılı olarak nadir görülen kan pıhtılaşması sorunu, yıllar sonra bilim insanları tarafından genetik eğilim ve belirli bir etkenle aydınlatıldı.

HMhaber-merkezi
Giriş: · Güncelleme:
Kaynak: Yeniçağ Gazetesi0 okunma0 yorum5 dk okuma
Paylaş
Kovid-19 Aşısının Ardından Kan Pıhtılaşması Gerçeği Ortaya Çıktı
Kovid-19 Aşısının Ardından Kan Pıhtılaşması Gerçeği Ortaya Çıktı Fotoğraf: Yeniçağ Gazetesi

Kovid-19 aşısıyla bağlantılı olarak nadir görülen kan pıhtılaşması sorunu, yıllar sonra bilim insanları tarafından genetik eğilim ve belirli bir etkenle aydınlatıldı.

Kovid-19 Salgını ve Aşıların Etkileri

Kovid-19 pandemisi sonrası aşılanmış bireyler, kan pıhtılaşması sorunları ile karşılaşmaya başladı. Uzun süre gizemini koruyan bu pıhtılaşma olgusunun sebebi nihayet bulundu.

Aşıya Bağlı VITT Vakaları Üzerine Araştırmalar

Bilim insanları, adenovirüs tabanlı Kovid-19 aşılarının ardından çok nadir görülen VITT vakalarının, genetik yatkınlık ile tek bir amino asit mutasyonunun birleşimi sonucu meydana geldiğini keşfetti. Kovid-19 sürecinde geliştirilen bazı adenovirüs tabanlı aşılar sonrasında, son derece nadir görülen aşıya bağlı immün trombositopeni ve tromboz (VITT) vakalarının biyolojik mekanizması artık daha net bir şekilde anlaşıldı.

[enews-info]Yapılan araştırmalar, VITT vakalarının ortaya çıkmasında iki ana faktörün etkili olduğunu göstermektedir.[/enews-info]

New England Journal of Medicine’da yayımlanan bir çalışmaya göre, VITT vakalarının oluşumu, belirli kalıtsal antikor gen varyantları ve bağışıklık tepkimesi sırasında ortaya çıkan rastlantısal bir amino asit mutasyonu ile ilişkilidir. Araştırma, sürecin adenovirüsün “protein VII” (pVII) adlı yapısal bileşeni ile başladığını ortaya koymaktadır. Bu viral protein, insan kanında pıhtılaşmada görev alan platelet factor 4 (PF4) isimli proteine benzerlik göstermektedir.

Genetik Yatkınlık ve Amino Asit Değişimi

Normal şartlar altında bağışıklık sistemi adenovirüs proteinlerine karşı antikor üretmektedir. Ancak bazı bireylerde bu süreç farklılık göstermektedir. VITT, yalnızca IGLV3-2102 veya IGLV3-2103 antikor gen varyantlarına sahip kişilerde meydana gelmektedir; bu varyantlar ise toplumun çok küçük bir kesiminde bulunmaktadır. Yine de VITT, son derece nadir bir durumdur; yaklaşık 200 bin aşılı kişiden sadece birinde görülmektedir. Bu durum, genetik yatkınlığın tek başına yeterli olmadığını ortaya koymaktadır.

[enews-warning]VITT vakalarının görülme sıklığı son derece düşüktür; bu nedenle genetik yatkınlık durumları dikkatle incelenmelidir.[/enews-warning]

K31E adı verilen tek bir amino asit değişiminin belirleyici rol oynadığı tespit edilmiştir. Antikor üreten hücrelerde rastlantısal olarak gelişen bu mutasyon, antikorun hedefini viral pVII proteininden insan PF4 proteine kaydırmaktadır. Sonuç olarak, bağışıklık sistemi kendi kan proteinine saldırmakta, trombositler aktive olmakta ve tehlikeli kan pıhtıları ile düşük trombosit sayısı durumu ortaya çıkmaktadır. Araştırmacı Theodore Warkentin, bunun genel bir bağışıklık bozukluğu olmadığını, yalnızca genetik yatkınlık ile rastlantısal mutasyonun birleştiği nadir bir durum olduğunu vurgulamaktadır.

Bulgular, insanlaştırılmış fare modellerinde de doğrulanmıştır. VITT hastalarından elde edilen antikorlar farelerde pıhtılaşmayı tetiklerken, K31E mutasyonu geri alındığında aynı etki gözlemlenmemiştir. Bu durum, tek bir amino asit değişiminin hastalığın merkezinde yer aldığını kuvvetli bir şekilde doğrulamaktadır.

Adenovirüs Tabanlı Aşıların Geleceği

Adenovirüs tabanlı aşı platformları tamamen terk edilmemiştir; Ebola aşılarında hâlâ kullanılmakta ve Kovid-19 dışındaki hastalıklar için araştırmalar devam etmektedir. Yeni bulgular, sorunun adenovirüsün belirli bir protein bileşeni ile ilişkili olabileceğini gösterdiği için, bu bileşenin yeniden tasarlanması mümkün hale gelmekte ve böylece güçlü bağışıklık avantajı korunurken nadir risklerin azaltılması hedeflenmektedir.

Bu çalışma, pandemi döneminde sıkça tartışılan VITT vakalarına moleküler bir açıklama sunmakta ve bağışıklık sisteminin son derece hassas bir denge üzerinde çalıştığını, tek bir amino asit değişiminin klinik olarak ciddi sonuçlar doğurabileceğini ortaya koymaktadır.

Kovid-19, SARS-CoV-2 virüsünün neden olduğu ve ilk kez 2019 yılında Çin'de tespit edilen küresel bir solunum yolu hastalığıdır. Pandemi, dünya genelinde milyonlarca insanın ölümüne ve sağlık, ekonomi ile sosyal yaşam üzerinde büyük etkilere yol açmıştır. Resmi verilere göre yaklaşık 7 milyon kişi yaşamını yitirmiştir, ancak gerçek ölü sayısının daha yüksek olduğu düşünülmektedir.

Kolesterol İlaçlarının Yan Etkileri Neler? Uzmanlardan Önemli Uyarılarİlgili HaberKolesterol İlaçlarının Yan Etkileri Neler? Uzmanlardan Önemli Uyarılar
Paylaş

Düzeltme ve cevap hakkı — bu haberde şeref ve haysiyetinizi ihlal eden ya da gerçeğe aykırı bir husus olduğunu düşünüyorsanız, yayım tarihinden itibaren iki ay içinde başvurabilirsiniz.

Sesli Dinle

Bu ses, tarayıcınızın konuşma sentezi ile üretilir; insan sesi değildir. Sesin niteliği cihazınıza göre değişir.

Reklam Alanı

İlgili Haberler

Yorumlar (0)

Kalan: 500 karakter

Bu habere henüz onaylanmış bir yorum yok. İlk yorumu siz yazın; yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.

Bunlar da İlginizi Çekebilir